Ana içeriğe atla

Yayınlar

GERCEK MUTLULUK NEDIR

Gercek mutluluk nedir? Bugün izlediğim bir programda Mutluluğa dair farklı görüşler ve yapılan testlerden bahsettiler. .. Bana göre en ilginç olan araştırma ise :Mutluluğun formülünü ne olduğu Harvard Universtesinin yaptığı ve tam 75 yıl süren 724 erkek üzerinde yapılmış bir deney.
 Sonucları ise:  —Finansal başarılı ile zeka arasinda bir bağlantı olmadığını görmüşler. Yanı zekanın gelir üzerinde etkisi yokmuş. — Anne sevgisi alan bireylerin yıllık geliri diğerlerine göre senede 70bin dolar daha fazla kazanıyormuş. — Insan ilişkileri iyi olan ,seven sevilen insanlar diğerlerine göre senede 140 bin dolar daha fazla kazanıyormuş.. 
**** Testin sonucunda seven sevilen insanların diğer insanlara göre daha mutlu olduğu ortaya çıkmış...  75 yıllık bu uzun araştırmanın sonucunu zaten hepimiz biliyoruz dimi ? 
Sevmek en güzel mutluluklardan birisi. Fazla ayrıntılara takılmadan, ister bir insana olan sevgi,ister bir hayvana, çiçeğe, doğaya,kitaba vb bir çok şeye olan sevgi insani mutlu etmey…

Neden Ambalajlı Süt?

Çocukluğumda en sevdiğim şeylerden biri de  ben okuldan geldikten sonra yemeğimi yerken kapının çalması, sütçünün gelmesi ve annemin tencerelere doldurttuğu sütü kaynatmasıydı.  Niye derseniz, mis gibi tazecik sütü kaynadıktan sonra ılıtıp lıkır lıkır içmeyi çok severdim. Her ne kadar kaymağını ayırsam da o kaymak sonra birikir, kahvaltıda balla kavuşur, ekmeğime konardı. Sonra aradan yıllar geçti. Ben büyüdüm. Haliyle biraz azalttım süt içmeyi. Ama yine de hiç vazgeçmedim süt sevgimden. Eskisi gibi sütçü gelmiyor kapıya ama her yerde açıkta satılan süt görmeye başladım.  Neredeyse her köşe başında açık süt bidonları var. Her ne kadar kaynamış sütü bardağa koyup ılıttıktan sonra içmeyi özlesem de açıkçası ben açık süt almıyorum. Çünkü güvenemiyorum. Sizde de öyle mi? Açık sütlerin nereden geldiğini tam bilmiyorum. Bunca virüs, bakteri, mikrop ortalıkta dolaşırken ben bu sütleri güvenip alamıyorum. Bu konuda biraz araştırma da yaptım. Açık süt hakkında öğrendiklerim bu konudaki şüphele…

Google mühendisleri yüksek maaş yüzünden istifa ediyor

Verdiği dolgun maaşlar ve çalışma ortamı gibi nedenler yüzünden herkesin çalışmak istediği şirketlerin başında gelen Google'da bir dönem yüksek maaş alan mühendisler istifa etmiş.

Belirtilenlere göre Google'da bir dönem yüksek maaş alan mühendisler istifa ederek şirketi terk etmiş. Google bir dönem kendi sürücüsüz Otomobilini geliştiriyordu. Ancak daha sonrasında bu projeye devam etmeyeceğini açıkladı ve Google’ın bu departmanı ayrılarak Waymo isimli ayrı bir şirkete dönüştü. Bloomberg’in yaptığı habere göre Google bünyesindeyken bu departmanda çalışan mühendislere yüksek ücretler ödeniyordu. Ana maaşın dışında bazı ek ücretlerle birlikte alınan ücretin bazen 16 katına kadar yükseldiği söyleniyor. Hal böyle olunca mühendislerin birkaç ayda milyonlarca dolar kazandığı ifade ediliyor.  Daha sonra ise fazla para alan mühendisler Google’dan ayrılarak kendi şirketlerini kurmuş. Çalışanların kurduğu Otto isimli sürücüsüz otomobil şirketi Uber tarafından satın alınırken Argo AI’nin i…

Diyojen

Diyojen

Diyojen, İskender’e ayağa kalkmadı. Hiç istifini bozmadı. Binlerce insan, İskender geliyor diye kırılıp geçiyorken o, yerinden kımıldamadı bile.  “Sen ne yapıyorsun, gelenin kim olduğunu bilmiyor musun?” tartakladılar.  İskender: “Durun, dokunmayın!…  "Görmüyor musun? İskender geliyor diye insanlar yerlere yatıp kalkıyorlar. Sen yoksa İskender’i tanımıyor musun?” dedi.  Diyojen: “Tanıyorum, iyi tanıyorum ve sizi de iyi biliyorum” diye cevap verdi.  İskender: “O halde söyle! Kimim, ben?”  Diyojen: “Bendemin bendesisin (esirimin esirisin)” dedi.  İskender sarsıldı. Yerinde duramadı ve atından indi. “Ne demek bu?” dedi.  Diyojen: “Sen, toprak için insan öldürüyorsun. Dünya benim esirim, kölem. Sen de benim köleme köle olmuşsun. Kim kime ayağa kalkacak?” dedi.  İskender bunu kabullendi. Diyojen’in büyük bir filozof olduğunu anladı ve dedi ki: “Dile benden ne dilersen!”  Diyojen: “Gölge etme başka ihsan istemem.”

Haziran

En son yazımı 8 Mayısta yayımlamışım. Sanırım ilk defa bu kadar uzun ara verdim.
Bir türlü içimden yazmak gelmedi. Bazen uzaklaşmak iyi geliyor.

Bu arada sadece instagram hesabımı kullandım ve Facebook da girmedim.
Bu arada beni takip etmek isterseniz instagram ,facebook tıklayarak hesaplarıma ulaşabilirsiniz.





17 Temmuzda Istanbul biletim var.Bakalım ne olacak. Daha önce 28 Martta Istanbula gelecektim ama virüs nedeniyle biletim iptal edildi.
Umarım en kısa zamanda virüsten tüm Dünyaca kurtuluruz.

Kendimce meşkalelerim var ve bir şekilde zamanımı dolu dolu geçirmeye çalışıyorum. Oğullarimla  parka gidiyorum.
Saglikli beslenmeye dikkat ediyorum.
Pandemi sürecinde 5 kilo aldım. 1 kilosunu verdim ve geriye 4 kilo kaldı.
Kiloyu çok problem etmiyorum.
Çünkü hayatlarımızı tekrar eskisi gibi yaşamak herşeyden çok önemli.


Bu süreçte aslinda hiç  önemsiz gibi görünen şeylerin be kadar önemli olduğunu anladık.
Sağlıcakla kalın 💜

Merhaba Mayıs

Merhaba Mayıs

Nisan ayının yoğunluğunu geride bırakıp bol yeşillikli, bol çiçekli, masmavi bir gökyüzü, bol güneş ile gelmeni diliyorum.

Virüslerin azaldığı bir ay olup bize güzel müjdeler getir.

Içimizdeki kaygıların azaldigi bir ay ol.

Özlemlerimize kavusacagimiz güzelliklere doğru bizi yaklaştır.

Planlarımızı  hayata geçirebileceğimiz ,ertelemeyecegimiz günlere yaklaşmamız öncülük et

Hayalleimize ,hedeflerimize ulaşacağımız yollardan gideceğimiz bir ay ol

Umutlarımız cok,inanclarimiz cok,hayal gücümüz çok büyük.






Meydan Okumaya devam 🥰

Bir kaç gündür düzenli yazı giremiyorum.O yuzden topluca yazayım dedim.Ufak oğlumla yoğun bir şekilde ilgileniyorum😄
Özel bir durumu gecirme dönemindeyiz.Yakinda anlatacağım inşallah. Yazimi şuan  çimlere oturmus yaziyorum


6. Son günlerde sana ilham veren ne okudun, izledin, gördün ya da dinledin? İster listele, ister tek tek anlat. Senin yaratıcılığına kalmış.
Uzun zamandır ne film nede müzik dinliyorum.Bir çok konuda toparlanmak gerek ama bie türlü olmuyor. Ama bir ara çok kitap okudum.



7. Hangisini tercih edersin? Gün doğumu ya da gün batımı ?

Gün batımı olsun.Hava kararmak üzere bie iki tane de yildiz gökyüzünde olsun.Elimde kahvem ve deniz kenarında olayım.Istanbulda Kumburgazda♥️☕
8. 24 saatini bir çizgi film kahramanı ile geçirecek olsan bu hangi kahraman olurdu? Onunla neler yapmak isterdin ? Maceralarını çok merak ediyorum.

Oğlumla izlediğimiz ayı ve maşa  ya bayılıyorum.Masa ol.ak isterdim iki erkek annesi olarak o bücürü gördükçe ah bir kızım olsaydı diyorum:)


5. En son ne zaman kayboldun? (Meydan Okuma 5.gun)

Duygusal olarak en son 15.Ekimde kayboldum.Hersey güzel dediğim bir anda..
Evimin onundeki parkta büyük oğlum oyun oynarken Pitbull cinsi bir kopek oğluma saldırdı ve kolu kırıldı.  Acil ameliyat up kırık kemikleri telle bağlandı.2 ay  yada daha fazla alçıda kaldı. Allah kimseye yaşatmasın.. Akli ma geldikçe hala aynı acı ve korkuyu yaşıyorum. 

Özel bir objenin hikayesi (Meydan Okuma 4.gün)

4. Evindeki nostaljik ya da antika bir objenin fotoğrafını hikayesi ile bizimle paylaşmak ister misin? 


Küçüklüğümden beri eski olan şeylere karşı büyük bir ilgim vardır.Onlarin üstündeki o yaşanmışlık kalıntıları...
Evimde benim için çok önemli manevî değeri olan 3 objem var.
Çok değerli benim için ilerde oğullarıma bırakacağım onlardan sonraki nesile geçip gitmesini istiyorum.
Benim için çok özel..

Bugün kendini hangi renk hissediyorsun(Meydan okuma 3.gün)

Gri renk.
Gri renk en sevdiğim renklerden biridir.
Siyahla beyazın ortasıyım.
 Virüs, iptal olan tatilim derken  yeşil yada turuncu olamıyorum. 
Ama şükür ve sabır etmesini bilen biri olarakta siyah renk değilim.
Umut varya insanı o ayakta tutan çok önemli bir güç. 


O yuzden griyim arada bir renk. 


Evde en sevdiğim köşem (Meydan okuma 2.gün)

2. Şu sıralar evde en sevdiğin köşen neresi? Orayı özel kılan nedir?
Açıkçası öyle özel bir köşem yok  Evimin içinde her yer benim için özel. Ama çocuklar oyun oynuyorsa ve ben işlerimi bitirdiysem o zaman rahatım.

Kahvemi alıp oturduğum yer en özel yer oluyor😆
Iki erkek çocuk annesi biri olarak ne demek istediğimi anneler çok iyi anlayacaktır. 
Birde hava güzelse balkonda güneşlenmeyi çok severim. 
Oturduğum yer yeşillikler içinde  ormanın içindeymiş gibi hissediyorum. Bu duygu ve kuşların sesi herşeyi özel kılmaya yetiyor bile :)







Karantina öncesi neredeydim şimdi neredeyim(Meydan okuma 1.gün)

Sevgili Ezginin başlattığı yepyeni bir meydan okumayla karşınızdayim.Ilk meydan okumamuz geçen  yıl Şubat ayi boyunca sürmüştü. 
Şu seferki meydan okumamız  ay sonuna kadar sürecek keyifli sorularla her gün karşınızda olacağız. 
Ezginin yazısı buraya tıklayarak okuyabilir sizde katılabilirsiniz.
Bugünün sorusu ise :


1 . Belki aramıza yeni katılanlar vardır ya da olacaktır.  Önce birbirimizi tanıyalım. Karantina döneminden önce neredeydin nasıl bir yaşam şeklin vardı, şimdi neredesin ne yapıyorsun, günlerini nasıl geçiriyorsun, neler değişti hayatında bu süreçte?


Almanyada yaşıyorum  ve iki oğlum var.Ailem annemler Istanbul dalar..Okul tatierinde Istanbul da oluyorum.
28 Şubatta Istanbul da olacaktım. Fakat uçuşlar iptal olunca malesef gelemedim.Hayaller planlar suya düştü..
Yazın tekrar gelebilir miyim bilemiyorum.Virusten dolayı kısıtlamalar devam edecek gibi görünüyor.
Almanya da  durum Türkiye ye göre baya hızlı ilerliyor.
Bugün ki  rakamlar ;130 bin virüslü ve 3194 kişi ölmüş :(
Eşim ça…

Çocukluğumda Sevdiğim Çizgi Filmler (Mim)

Sevgili blogger  arkadaşım Fatmauzmez beni çok güzel bir mime davet etti.Kendisinin yazısını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.
Konu tam benlik bir konu ;çocukluğumda sevdiğim çizgi filimler .Aramızda kalsın ama arada çocuklarımla oturup hala izliyorum.
Hatta şu sıralar favorim de var.Benim çocukluğumda olmayan bir çizgi film.Maşa ve koca ayı 🐻.


1)  Scooby doo



2)  He-man



3) Varyemez Amca


4) Tom ve Jerrry


5) Hayalet Avcıları 

 6)Taş Devri



 7)Casper


8)Red Kit

 9)Ayı Yogi :)


 8)Temel Reis

 10) Maske



Çok keyifli bir mim oldu.Unuttuklarimi da araştırırken hatırlamış oldum Eee yaş 35 olunca unutuluyor :)) Sağlıcakla  Kalın Dostlar
Ben Mimlediğim dostlar Düş tasarımcısı  Thesaglams Incirlikurabiye Delinizin bohçası   Morduslerki

Korana Virüse Karşı Psikilolojimizi Nasıl koruyacağız

Korona virüse karşı mücadele verirken  psikolojimizi  sağlam tutmak çok önemli. Haberler,gazeteler, dünyada hergün  binlerce kişini ölüm  haberini okumak ve insanlar empati kurmak..


Bir çok yerde bilgi kirliliği var.
Özellikle sosyal medya  asılsız olan haberlerle dolu.
Güvenilir kaynak olan Sağlık Bakanlığı, Dünya sağlık örgütünün yayınlarını dikkate almalıyız.

Bazi insanlar felaket senaryoları üretip bunu yaymaya çalışıyor.
Zaten okuduklarımız,gördüklerimiz yetmiyormuş gibi birde bu yanlış yönlendirmeler olunca paranoyak olmamak elde değil...
Ama bunun farkına  varıp bir şekilde önlem almaya çalışmak çok önemli..
Bunu  için  kendimizi meşgul edecek zamanlar yaratmalıyız.

Sürekli haber okumayın.Günde  bir kaç kez bakarak kendinize bir sınırlama koyabilirsiniz Zira sürekli telefon eliniz de an ve an herşeyi araştırır bir halde kendinizi bulursunuz ve ciddi anlamda zihninizi yoracaktır ve korku,panik gibi durumlarınızın yoğunlaşmasına neden olacaktır



Çocuklarımıza bu durumu onların an…

Evde geçen günler

2 hafta sonra Istanbul da olacaktım. Ama dün itibariyle Türkiye Almanya uçuşlarını iptal etti..Türk Hava yolları çağrı merkezi çökmüş durumda..
Hayat işte planladığımız gibi olmuyor.
Umarım bu bulaşıcı hastalıktan tüm Dünya kurtulur.
Hergün gazeteden takip ediyorum  ve rakamlar  çok vahim.

Italya da hergun 300 kusur kişi ölüyor.

Hayatimda ilk defa bu kadar çok haber takip ediyorum.
Hem ülkemi hem yaşadığım yer Almanyayi hemde tüm dünyayı merak ediyor,kaygılanıyorum.

Yazımı yayınlayalı 2 saat oldu ve 22.00



Virus bulaşan kişi 1000 küsür — ölen 5 .

Bir kaç gün önce yazıp yayınlamadığim yazımı güncelleyip yayınlayacağım.

16.03.2020  Pazartesi:

Virus bulaşan kişi 6206 — ölen 13 .


Yazımı yayınlayalı 2 saat oldu ve 22.00


Virus bulaşan kişi 7272 — ölen 17 .


 giderek artıyor.Insanlar sokaklarda  ,çarşılar, alışverişlerinde...
Türkiye ye bakıyorum şuan güncel bulaşan 18 kişi  ve önlemler çok fazla.Durum böyle olunca Almanya da niye daha sıkı tutulmuyor anlamış değilim.
Italyanlarin videolarini iz…

Küçük ama anlamlı notlar

✔Gereksiz kişileri, gereksiz eşyaları..Kısacası size hiç bir faydası olmayan şeyleri kapınızın dışında bırakın.
✔Unutmayın yıldızları görmek  için belli bir karanlığa ihtiyaç vardır

✔Hayatta herkesin bir amacı olmalı  Amaç oldukça içindeki güç açığa çıkacaktır.


✔Kendinize herzaman güvenin ve asla kendinizi küçümsemeyin.


✔Mutlu olmak için ufak şeylere bakın.

✔Bir savaşı kazanmak için bazen birden fazla mücadele etmek  gerekir.


✔Geçmiş  geçmişte kaldı.
Artık ileriye bakmanın zamanı geldi de geçiyor bile...

✔SEV

✔Ne olursa olsun iyi niyetli olmak ve iyi niyetli kalmak önemli olan.


✔Merhamet et


✔Gereksiz kuruntulara kapılıp kendinizi meşgul etmeyin.


✔Karşılık beklemeden yardım et


✔Mutlaka not alın. Siz unutsanızda yazdıklarınız  yeniden hatırlamanızı sağlayacaktır.


✔Şükür et.Bu hayatta sahip olduğun herşey için şükür et..

✔Değişime açık ol.Degismekten,yenilen mekten korkma.


✔Eski dost gerçekten düşman olmazmış.

✔Kimsenin sizi aptalyerine koymasına izin vermeyin.


✔Bazen hiç birşey düşünme…

1 yılda giden 20 kilomun hikayesi

Yarın  19.Şubat. 2019 benim  için çok özel bir gün. Bir yıl önce 21 gün boyunca hiç şekerli  çikolatalı şeyler yememeye kendime söz vermiştim..


21 gün sonunda 7 kilo verip daha sonra 40 küsur gün devam ettim ve toplamda 10 kg fazla kilo verdim.Simdi bakıyorum da o zamanlar benim için ne kadar zorlu ve imkansız gibi gözüküyordu..Bir yolda toplamda 20 kg fazla kilo verdim. Özellıkle  biz bayanlarda vücudumuz doğum olsun,farklı sebebler olsun ödem  tutuyor.Hele birde kiloluysaniz odemlerle beraber hem daha sisman hemde  daha hantal oluyorsunuz.Kendime baktığım zaman  sezeryan ile doğumundan sonra duzenli ve sağlıklı beslenmedim.Daha doğrusu sütüm çok olsun diye gereksiz şeker yükledim vücuduma.   Normal doğumda ise çok farklı bir süreç yaşadım. Bu süreçlerde vücutta biriken ödem kolay atılmıyor.Gerçi herkese göre bu durum değişebilir. 

Böyle böyle derken kilolarda birikti ve benim  kirilma noktam 21 gun şekersiz beslenme oldu.Şekersiz  21 günde beslenme alışkanlığımı tamamen degistirdim.…

Bumerang Reklamları tekrar yayında

Evet en son paylaşımım Bumerang reklamiydi.Bumerag reklamıyla ilgili bana  soru soran bir kaç arkadaş oldu.Çünkü herkes kapandı olarak  biliyordu.

Daha önce Hürriyet Gazetesinin Yazar Kafe bölümünde hem yazılarımı paylaşıyor hemde Bumerang reklamları oldukça reklam yayinliyordum.Şunu söylemeden geçemeyeceğim ki Yazar Kafeden ciddi bir okuyucu kitlesi vardı. Sonra birden Yazar Kafe kapandı. Bumerang reklamlarından ses seda yoktu.En son Mart ayında bir reklam teklifi gelmişti. Ama geç gördüğüm için katılamamıştım. En sonki reklam teklifleri gerçekten iyiydi.Bilmeyenler için soyleyeyim ;her reklamın ayrı bir ücreti oluyor:)

Biliyorum ki Bumeragi sevmeyen bir çok kişi  var Ama ben yazılarımı paylaşıyor ve sadece kendim için birşeyler yapıyorum. Ama arada böyle teklifler oluncada yararlaniyorum😁

Çocuklar Süt Sevmiyor mu?

Dün bir arkadaşıma çaya davetliydim. Öğleden sonra olduğu için çocukları evdeydi. Ben de giderken onların sevebileceği ‘zararsız’ ve lezzetli bir şeyler almak istedim. Ufak tefek atıştırmalık yiyeceklerin yanında marketten en sevdiğim markanın ambalajlı sütünü aldım. Bizim evde çok tüketildiği için sütü artık otomatik alıyorum hiç düşünmeden. 
Evlerine gittiğimde arkadaşım torbaları boşaltırken sütleri kendime aldığımı sanınca bayağı şaşırdım. Meğer çocukları süt “sevmezmiş”. Bu aslında onun dediği tabii ama orada bir şey demeden, evde bal, kakao gibi tatlandırıcı bir şeyler olup olmadığını sordum. Kakao poşetini elime aldım ve annemin hazırladığı kakaolu sütü hazırlamaya giriştim. 

Benim düşünceme göre, çocuklar bir gıdayı, bir yiyeceği sevmediğinde bu gerçek fikir değil, bir etkilenme veya zorlanma sonucu oluyor. Yani çocuğu yemesi veya içmesi için zorlarsan o çocuk o gıdayı bir daha tüketmeyebiliyor. O yüzden çocukları serbest bırakmak, sıkmamak, o gıdayı farklı türde onlara sevdir…

2019 yılı

Sevgili 2019 bitmene sayılı günler kaldı diye geçen  hafta yazdigim yazımı bugun yayinlayabiliyorum(1.01.2020)

Şöyle  bir yıl geriye baktığım zaman  yorucu ama yine de  çok şükür dediğim bir yıl oldun.


1) Ilk aklıma gelen  90 kusurlerden 70 kiloya inmem geliyor.Bu benim için çok zor  olan durumdu. Irademe sahip çıktığım bir yıl oldu.Gerçi  yazın 67 kiloydum.Şimdi tekrar sıkı bir programa girdim.Insallah 14 Ocaga kadar 65 kiloya inmek hedefindeyim.

2) Nisan ayında küçük oğlum sünnet oldu.Ayy ne kadar zorlandık. O süreç  hem yorucu hemde  çok duygusal olduğum bir dönemdi.

3) Ekim ayında büyük oğlumun kolunun kırılması. Ahh Allah kimseye yaşatmasın.Yazarken hala o anı yaşıyorum.

4)Büyük oğlum 9 yaşında, küçük oğlum 2 yaşında oldu.

5)Dışarıda buldugum yavru kuş. Çok şirindi ve vedalasması zor olmuştu.Ama veteriner onu iyileştirip  doğaya bıraktı.



6)Bol kitap okudum ve hala okuyorum. Uzun yıllardır düzenli okuyamadığım için  şimdi tekrar başladığım için mutluyum.










7)Ağustos ayı Türkiye dönü…

Nasıl mutlu olunur ?Mutlu olmak için ne yapmalıyız?

Insanın mutlu olması hayatının akışını etkileyen en önemli unsurlardan birisidir.Peki Nasıl mutlu olunur ?
Mutluluk  kavram kişiden kişiye değişen bir olgu olsada genelde mutluluk belli unsurlara bağılıdır.Bana göre önemli noktalar:

*Hayatımızın gidişatı

*Geçmiş

*Aile

*Sevgi

*Ruh halimiz

*Çevresel faktörler

*Kabullenmeme duygusu

*Affedememe

*Kıskançlık

*Özlem duygusu

*Sağlıklı bilince sahip olmak

*Kilo alıp vermek

*Basarili_Basarisiz olma durumu

*Umduğun gibi olmaması

*Yalnızlık

*Boşa kürek çekmek

*Çabaların boşa çıkması

Bunun gibi yüzlerce madde yazabilirim.Sizin maddeleriniz benzer ya da tamamen farklida olabilir.
Çünkü mutluluk kişiye göre çok farklı olabilir.


Evet bir gerçek var ki hayat kimilerine hiç adil davranmıyor. Tam ayağa kalktım derken kendini yerin dibinde bulabiliyorsun ,acı çekiyorsun,unutamıyorsun.
Beklerintilerin boşa çıkıyor, vaad edilenler yapılmıyor,gerçekleşmiyor.

*Ama ne  olursa olsun önce  kendimiz için mutluluğu yakalamalıyız.

*Klişe ama hayat çok  kısa. Biz b…

Blogger Mimi

Yayınladığım  blog yazılarıma bakarken aklima herkesin keyifl alacağıni düşündüğüm bir mim geldi .
Tüm sorulara cevap verirken belli sorular da yazınızın linkini paylaşmayı unutmayalım  :)
Sorulara gelince

1- Blog dünyasına nasıl adım attın ?Hadi anlat bize.
2010 yılında ilk oğluma hamileyken blog yazmaya başladım. Önceleri  arada bir yazıyordum.Sonra alışkanlık yaptı ve düzenli  olarak yazılarımı yayınlamaya başladım 😊

2- Bloğunu kısaca tanıt desem  neler söylemek istersin ?
Benim blogum bir  gökkuşağı misali. Her alanda yazı yazıyorum. Aslında canım ne isterse onu yazıyorum .Kişisel gelişim, sağlık kiloverme,annelik,psikoloji,toplumlar,Google,yemek,günlük, içsel çözümlemeler..

3- Yazarken olmazsa olmazların nelerdir?
Yazarken gerçekten isteyerek yazmam gerekiyor. Yanı sırf yazı yayınlamak için yazı yazamıyorum. Bir ara uzun bir ara vermiştim.Araya yazı gir Inci dedim.Ama  günlerce yazamadım. Yazmak içten gelince devamı  geliyor.
Yazarken sessiz bir ortam  yada yalnız olmayı tercih ed…

Kasım ayının son yazısı

Kasım ayının son günlerine yaklaştığımız bu günlerde, biraz sohbet etmek istiyorum. Hava buz gibi ve sürekli  sis var.Durum böyle olunca en iyi şey evde kalıp birşeyler yapmak.Biz  ufak oğlumla birlikte oyunlar oynuyoruz. Kendisi bu yaşta dediğim dedik bir çocuk. Artık çocuk diyorum çünkü hafta sonu 2 yaşında olacak.Kendisini anne sütünden kesmeye çalışsam da bir türlü başarılı olamadım. Bebekliğinden  beri bu şekilde uyuyor. Bu konuda bana tavsiyeniz olursa seve seve okuyacağım. Geceleri uykumuz 1 2 saati geçmiyor 😒 14 Ekim oğlumun kolunun kırılmasından sonra günlerin  geçişini anlayamadım    Bu olay beni daha doğrusu ruhumu çok yordu,incitti.Ama çok şükür ki Aralık  ayında alçısı  açılacak . Biraz zor olacak ama napalım.Zor dememin nedeni de kırılan kemikler telle bağlandığı için  bileği açılıp o teller çıkarılacak:( Ya yarım ya da tam narkoz alacak. Kafamda şimdiden ne olur diye düşünceler var. Zaten evhamlı bir anneyim .Hele bu durumlarda siz benim nasıl olduğunu tahmin edin.Allah…

Google'da ölmek, çok kârlı

Blogumu yıllardır  takip  eden arkadaşlar bilirler ki Google ilgili  haberleri paylaşmayı çok seviyorum.Çalışanlarına  tanıdığı haklar gerçekten muthiş olan bir firma.Google hayatını kaybeden personelinin eşine 10 yıl süreyle yarım maaş ödeyecekmiş.Google ayni zamanda vefat eden çalışanınin hisse gelirini ödemeyi ve kisini  cocuklarina da 19 yasina kadar ayda 1,000 dolar yardim yapacakmış 👍 Çalışanlar da gelecek kaygısı olmadan  rahat bir çalışma ortamı sağlamış oluyor.Bizler çalışırken çocuklarımızın  gelecegini,  hangi okula gitse diye düşünüyoruz. Çoğu okulda çok pahalı!
Bu haber okuyunca  insan keske demeden geçemiyor. 
  Yabancı  ülkeri örnek alan bizler keske bu konularda biraz örnek alsak.
Malesef çoğu firma  çalışanına değer vermiyor ki gelgelelim bir ölüm anın da eşimizi düşünsün ☹

https://www.google.de/amp/m.milliyet.com.tr/amp/google-da-olmek-baska-yerde-calismaktan-daha-karli-ekonomi-1578973/

Tükenmişlik Sendromu Nedir ? Belirtileri ve Nedenleri

Günümüz de sık duymaya başladığımız Tükenmişlik Sendromu, kendini farklı şekillerde belli ediyor. Bizler için yeni bir kavram olsa da 1974 yılında ortaya çıkan bir sendromdur.
1974’te Herbert Freudenberger tarafından “başarısız olma, yıpranma, enerji ve gücün azalması veya tatmin edilemeyen istekler sonucunda bireyin iç kaynaklarında meydana gelen tükenme durumu” şeklinde tanımlanmıştır.


Daha çok iş hayatında görülen bu sendrom,zaman geçtikçe kişiyi etkisi içine alır.
Işe giderken ayakları geri geri gitmek ister, ufak sorunları çok büyük olarak görürü ve bunun yoğun bir şekilde kaygısını yaşar.
İs hayatında ki bu durum bizimle birlikte eve de gelir.
Kişi özel hayatında sinirli ve başkaldırıcı olur.
Ev hanımlarında da görülen bu durum da kişi herşeyi kendi başına yapar.Aşırı yükü olan bu kişiler belli bir süre sonra strese girer .

Bütün bu durumlara olan sebeplerden bir kaçı ;
✖ Kisinin çok çalışıp kendine vakit ayırmaması

✖ Çalışan kişiye isverren tarafından fazla iş yükü…

Hakkımda Bilmediğimiz On Bir Şey

Lerzan Kara’danın başlatmış olduğu ve Sevgili Yıldız 'ın  beni mimledigi Hakkımda Bilmediğiniz On Bir Şey”ile karşınızdayım. 



1. Kendinde sevmediğin özelliğin nedir?

Bazen gereksiz  yere fazka kuruntu yapıyorum. Sonra da kendime kızıyorum.Herkese hakketiginden fazla değer vermemek en iyisi👍

2. En büyük takıntın nedir?

Ahh fazla batıl inancım var.
Siyah kedi görünce saçımı çekerim. 
Yerdeki su birikintisinden atlamam 
Nazara inanırım.
Evde ocagi kapatsamda  bir kaç kere gider bakarım:))

3. Kimsenin bilmediği bir sırrın var mı?
Herkesin  bir sırrı vardır .Ama sır söylemem:))

4. Hayattaki en büyük başarın nedir?


Birkaç olay aklıma gelse de sanırım yakın zamanı söylem daha doğru olacak.  Sezeryandan sonra normal doğum yaptım.  Çok zor süreçler geçirdim.Ama dogurdum ya :))))
5. Seni en mutlu eden şey ya da şeyler nedir?

Ailemin sevdiklerimin sağlıklı  huzurlu olduğunu bilmek benim için en büyük mutluluk.
Tabi bilirse Türkiye gidip onları görmek ♥️

6. En sevdiğin ünlü kim?

Bir kaç kişi aklıma geliyor.Ama…